logo
15 Temmuz 2023

TAHIL KORİDORU VE TÜRKİYE’NİN ARTAN İTİBARI

Türkiye, dünyanın içinde bulunduğu bu çalkantılı dönemde tarihten gelen dinamikleriyle bölgesinde güçlü bir devlet olma çabasındadır. Bu, zor dönemlerde karşı karşıya kaldığı türlü tehdit ve tehlikelere set çekebilmek ancak güçlü devlet tecrübesi olan ülkelerin harcıdır. Son bin yıl içinde batı dünyasındaki Türk algısı, siyasal, kültürel ve felsefi boyutlarıyla bugün de farklı dalgalanmalarla varlığını sürdürmektedir. Ulusların ve devletlerin imajlarının siyaseti ve uluslararası ilişkileri etkilediği bilinen bir gerçektir. İmajlar kolaylıkla değişmemekte, kollektif belleklere kazınmış algılar zaman içinde kemikleşmektedir. Tarihçi Özlem Kumrular, “Avrupa’da Türk Düşmanlığının Kökeni. Türk Korkusu” başlıklı eserinde 15. ve 16. Yüzyıllardan itibaren

Avrupa kültürünün giderek değişmez hale gelen bir olumsuz Türk algısı ile yoğrulduğunu anlatmaktadır . Yine, Onur Bilge Kula’nın “Batı Felsefesinde Oryantalizm ve Türk İmgesi” adlı eserinde Türk algısının tarihi ve felsefi kaynakları son derece ayrıntılı biçimde anlatılmıştır . Leyla Coşan’ın 16. Yüzyıl Almanya’daki Türk algısı üzerine yazdığı önemli eserleri de hatırlamak gerekmektedir . Olumsuz algı, dozajı ülkeden ülkeye ve çağdan çağa değişse de özünde hep aynı kalmıştır. Üstten bakış ve kibir, özellikle 18. Yüzyılın ikinci yarısı ve 19. Yüzyıldan itibaren Türk korkusunun yerini almış, 19. Yüzyıl oryantalizminin temel kaygısı Türklerin Orta Asya steplerine nasıl geri gönderilecekleri olmuştur. Kurtuluş Savaşımız ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile bu ihtiraslara son verilmiş olduğu düşünülse bile, sözünü ettiğimiz algı değişmediği sürece Türklere ve Türkiye’ye yönelik siyasetin değişeceğini beklemek hayalperestlik olacaktır. Türk ve Türkiye algısını büyük ölçüde etkileyebileceği bir girişim olarak değerlendirilmesi gereken “Türk Devletleri Teşkilatı’nın” yeni bir kurumsal anlayışla kurulmuş olması bu alanda önemli bir adımdır. Asya’daki Türk Devletlerine “Türk” adını dahi yakıştıramayanlar onların bir araya gelip bir “birliktelik ifade etmeleri” karşısında büyük olasılıkla mevcut Türk ve Türkiye algılarını da zaman içinde gözden geçirme ihtiyacı duyacaklardır.

                

Son Yazılar

Kamu Diplomasisi ve Yerel Yönetimler: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Örneği 29 Ağustos 2026

Bu makale, kamu diplomasisinin günümüzde yalnızca merkezi devlet kurumları tarafından yürütülen bir faaliyet olmaktan çıkarak yerel yönetimlerin, şehirlerin ve farklı kurumların da aktif rol üstlendiği çok aktörlü bir yapıya dönüştüğünü ele almaktadır. Çalışmada, kamu diplomasisinin teorik çerçevesi ve Türkiye’deki kurumsal gelişimi incelendikten sonra şehir diplomasisi kavramı üzerinde durulmakta; İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere İzmir, Gaziantep ve Ayvalık örnekleri üzerinden yerel yönetimlerin kültürel, ekonomik, sosyal ve çevresel faaliyetler yoluyla uluslararası görünürlük kazandığı gösterilmektedir. Ayrıca kardeş şehir ilişkileri, uluslararası iş birlikleri, kültürel etkinlikler, eğitim faaliyetleri ve sürdürülebilir şehircilik projelerinin kamu diplomasisine katkısı değerlendirilerek, yerel yönetimlerin Türkiye’nin uluslararası tanınırlığı ve yumuşak güç kapasitesi açısından giderek daha önemli aktörler hâline geldiği vurgulanmaktadır.


Devamını Oku
Kamu Diplomasisinin Tarihsel Gelişimi: Soğuk Savaş’tan Küreselleşme Çağına Yapısal ve Kavramsal Dönüşüm 27 Ağustos 2026

Kamu diplomasisi, geleneksel diplomasinin devletten devlete (G2G) yürüttüğü gizlilik odaklı iletişim modeline alternatif olarak, bir devletin yabancı kamuları etkileme, ikna etme ve kendi lehine sempati yaratma çabalarını içeren stratejik bir dış politika aracıdır. Kavramsal kökenleri antik döneme kadar uzansa da modern anlamda kurumsallaşması ve küresel siyasette merkezi bir aktör haline gelmesi Soğuk Savaş dönemiyle başlamıştır. İki kutuplu dünya düzeninde ideolojik propaganda ve kitle iletişim araçlarının kullanımıyla şekillenen kamu diplomasisi, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından küreselleşme, dijitalleşme ve ağ toplumunun yükselişiyle köklü bir paradigma değişimine uğramıştır. Bu makale, kamu diplomasisinin tarihsel gelişimini, Soğuk Savaş dönemi ve sonrası ekseninde incelemekte; tek taraflı enformasyon aktarımından (eski kamu diplomasisi), çift taraflı, diyalog odaklı ve ağ tabanlı etkileşime (yeni kamu diplomasisi) geçişi teorik ve pratik boyutlarıyla analiz etmektedir.

Devamını Oku
Kamu Diplomasisi ve Yapay Zekâ 25 Ağustos 2026

Bu çalışmada, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin kamu diplomasisi üzerindeki dönüştürücü etkisi ele alınmaktadır. Çalışma; anlatı oluşturma, algoritmalar, dijital diplomasi, deepfake, dezenformasyon ve sosyal medya gibi başlıklar üzerinden yapay zekânın kamuoyunu etkileme ve diplomatik iletişimi yeniden şekillendirme potansiyelini incelemektedir. Bunun yanı sıra, teknolojik dönüşümün beraberinde getirdiği etik, güvenlik ve güven sorunlarına dikkat çekilerek yapay zekânın Türk kamu diplomasisi açısından sunduğu fırsatlar ve riskler değerlendirilmektedir.

Devamını Oku
Kamu Diplomasisi Mi, Lobicilik Mi? 02 Ekim 2025

    Görece yeni bir kavram olan “kamu diplomasisi”, çoğu zaman “lobicilik” ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Oysa lobicilik, özellikle Türkiye’nin Batı ülkelerinde karşılaştığı olumsuz propagandalar bağlamında gündeme gelmiş ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bu amaçla faaliyet gösteren özel ticari kuruluşlar üzerinden yürütülen bir yöntem olarak öne çıkmıştır. Ancak bu yöntemin, geçmişte Türkiye’nin imajını düzeltmeye kayda değer bir katkı sağladığını söylemek güçtür.


    Buna karşılık, kamu diplomasisi bir ülkenin dış politika hedeflerine sivil katkı sağlamayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu bağlamda sivil destek; devlet diplomasisinin dışında, sivil toplum örgütleri, akademi, kanaat önderleri veya toplumun önde gelen isimleri tarafından yürütülen faaliyetleri kapsamaktadır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi veya Almanya Federal Meclisi (Bundestag) nezdinde, resmi lobi listeleri aracılığıyla gerçekleştirilen çalışmaların günümüzün diyalog temelli modern kamu diplomasisi ile karıştırılmaması gerekir. Kamu diplomasisi, bütün alt faaliyet alanlarıyla değerlendirildiğinde, “lobiciliğin” dar çerçevesinin ötesinde, çok daha geniş ve sınırsız imkânlar sunan bir alandır.


    Dolayısıyla, kamu diplomasisinin kültür, sanat, bilim, spor, siyaset, ekonomi, ticaret, insani yardım ve diaspora diplomasisi gibi farklı alanlarda sunduğu imaj oluşturma, değiştirme ve pekiştirme fırsatlarından yararlanmak; ticari kuruluşlar aracılığıyla yürütülen dar kapsamlı “lobicilik” faaliyetlerinden çok daha etkili ve faydalıdır.

Devamını Oku
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi ve Türk Kamu Diplomasisi 16 Temmuz 2025 15 Temmuz 2016’da milletimizin gösterdiği tarihi direnişin 9. yılında, FETÖ ile mücadelenin uluslararası boyutu ve Türkiye’nin kamu diplomasisi stratejileri bu özel sayıda ele alınmıştır.


Devamını Oku